3 Aralık 2016

Unuttuğumuz Bir Gelenek: Matrak Oyunu

Matrak; şimşir ağacından yapılan, tahta kılıca benzeyen kalın bir değneğe verilen ad ve bu değnekle oynanan eğitim amaçlı iki kişilik bir oyundur. Kelimenin “eğlenceli, gülünç” anlamı da bu oyundan yadigârdır. Arapça asıllı bu sözcük İspanyolca ve Fransızcaya da bu oyundan sonra geçmiştir.

Osmanlı döneminde sultanlar, içoğlanları, sipahiler, yeniçeriler tarafından oynanan bir çeşit spordu da. Oyunda rakiplerden her birinin; bir elinde üzerine post sarılmış, başı yuvarlakça kalın bir sopa, öteki elinde de kalkan gibi kullanılan içi keçeyle doldurulup deriyle kaplanan oval bir yastık olurdu. Oyunun amacı, sağ elde tutulan matrağı rakibin başına vurmak; özelliği de rakibi yenik düşürmekten ziyade bir çeşit gösteri sunmaktı. Bu nedenle mümkün olduğunca karşıdaki rakibe nazik davranılır, asla zarar verecek hamleler yapılmazdı.

Oyun, aynı zamanda bir talim işlevi görüyor; oynayanın savunma ve atak yapma becerisini geliştiriyordu. Oyunda rakipler kâh atak yapıp sık vuruşlarla rakibe yaklaşır kâh geri çekilerek birbirlerinin darbelerinden refleks göstererek uzak durmaya çalışırlardı. Atakların genel adı “salış”, savunma tekniklerininkiyse “kovuş” idi. Matrak, çevikliği arttırır, el-ayak koordinasyonunu geliştirmeye yarardı. Hem hücum eden, hem de savunmada olan oyuncular eğilir doğrulur, sağa sola yukarıya sıçrayarak savuşturma hareketleri yapar, izleyenlere heyecanlı vakit geçirtirlerdi.

Evliya Çelebi’ye göre oyunda 160 çeşit farklı hareket (bend) vardı. Bunlardan en ünlüleri kesme, bağla, sanı, bagal, sürme, kulak, bağla-top, top-kafa, zîr, rehâ, fidye, hevâkes, cângûş idi. IV. Murad bu oyunlardan 70 kadarını biliyordu. Oyuncuların başlarında miğfer, yüzlerinde de siperlik bulunması kuraldı.
Matrak oyunu

Bu oyunda ustalaşmış olup acemilere matrakla savaşmayı öğretene “matrakçı”, öğrenenlere de “matrakbaz” deniyordu. Bu geleneksel silahşörlerin lobut biçimindeki 1-2 kiloluk değneği, genellikle şimşir ağacından yapılırdı. Oyuncular, cenk (oyun) meydanına çıkmadan önce aba giyerler, cenkler, mehter ve davul ritmi eşliğinde yapılırdı. Matrak oyununda sol elde korunma amacıyla bir yastık, sağ elde matrak bulunur. Oyunun amacı daha önce de yazdığımız gibi olabildiğince çok matrağı rakibin başına vurabilmektir. Rakip oyuncunun bu darbelerden kurtulabilmesi savunma konusundaki yeteneğine bağlıdır. Matrak oyununda atak sırasında sık vuruşlarla rakibe yaklaşılır ve geri çekilerek savunmaya geçilir.Oyun sonunda daha başarılı olarak mücadeleyi kazanan matrakbaz, mağlup ettiği matrakbazdan kasıtlı ya da kasıtsız tüm hataları için özür diler, diğer matrakbaz da aynı şekilde özür diledikten sonra oyun sona ererdi.

Matrağın saray eğlencelerinde ve düğünlerde topluca oynanması adettendi. Oyuncuların böyle kalabalık oldukları zaman, önce ikişer ikişer birbirlerine meydan okuyup sonra hep birden karışık bir halde düello ettikleri olurdu. Bazen de eldeki yastık yerine kısa bir değnek tutulurdu. 1665’te Sadrazam Fazıl Ahmet Paşa’nın Avusturya elçisi Graf von Leslie şerefine düzenlettiği gösteride iki yüz kadar genç ellerinde sadece değneklerle matrak oynamışlardı.

16. yüzyılın ünlü tarihçisi ve nakkaşı Nasuh, aynı zamanda bu oyunun ustası olarak “Matrakçı” lakabını almıştı. 

0 yorum :

Yorum Gönder

E-posta Aboneliği

Zargana'da yayınlanan son yazıların e-posta adresinize gönderilmesi için lütfen üye olun.

Copyright © 2011 Zargana , Alıntılarda kaynak vererek her şeyi çalmak serbesttir