27 Ekim 2016

Ölülerin Yargıcı Osiris ve Yeniden Doğuş Efsanesi

Ölümsüz yaşam için diriliş tanrısı, yeraltı dünyasının hakimi, ölülerin yargıcı... Başında tacı, elinde egemenlik simgesi kırbaç ve krallık asası ile yüzyıllar boyunca tüm Mısırlıların dualarının yöneldiği en yüce tanrı: Osiris.  Nut ve Geb’in ilk çocuğu olan Osiris doğanların içinde en büyüğüdür. Bu nedenle, Geb gökyüzüne çıktıktan sonra, Mısır toprakları üzerinde hüküm sürme hakkı ona aittir. Osiris’in üstünlüğü daha doğumunda belli olmuş, Osiris doğduğu zaman gizemli bir ses “Evrenin Efendisi”nin geldiğini söylemiştir.

Osiris adı aslında, Mısır dilinde Asir/Usir olan Tanrının adının Yunancaya uydurulmuş şeklidir. Osiris Yunanlılar tarafından Dionysos ve Hades ile bir tutulmuştur. Osiris, güzel yüzlü, koyu tenli ve insanlardan daha uzun resmedilmiştir.

Osiris’in tahta geçme miti aynı zamanda meşru firavunun da tahta geçme mitiyle ilintilidir. Güneş-Tanrı’nın hükümdarlığını Osiris’e vermesi gibi, firavun da gücünü Güneş-Tanrı’dan almaktadır. Ayrıca bu mit firavunun hükümdarlığına ait bazı usulleri de meşrulaştırmaktadır.

Osiris’in tahta geçtikten sonra yaptığı ilk işlerden biri, ilkel bir hayat süren Mısırlıları uygarlaştırmak olur. Osiris onlara ilk tarım araçlarını yapmayı, toprağı işlemeyi, buğdayı ve üzümü yetiştirmeyi, ekmek, şarap ve bira yapmayı öğretir. Ayrıca ilkel Mısırlılara tapınak inşa etmeyi, Tanrılara tapmayı ilk öğreten ve dini törenleri düzenleyen de Osiris’tir. Hatta ikili flütü de ilk Osiris yapmıştır.
Plutarkhos bunu şöyle anlatır:

Osiris hükümdar olunca, çok kısa sürede Mısırlıları yoksulluk içinde, yabanıl hayvanlar gibi yaşamaktan kurtardı. Onlara dünyanın meyvelerini tanıttı, yasalar koydu ve tanrılara saygı göstermeyi öğretti. Daha sonra uygarlık yaymak amacıyla tüm yeryüzünü dolaştı. Silah gücünü kullanmaya pek seyrek gereksinim duydu. İnsanların büyük çoğunluğunu ikna yoluyla, akılla, kimi zaman da şarkılarla ve müziğin tüm kaynaklarıyla yumuşatıp hoşnut ederek kendine çekti. O nedenledir ki Yunanlılar Osiris’in Dionysos ile aynı tanrı olduğuna inanırlar.

Sicilyalı Diodoros ise şöyle der:

Osiris, İsis’in buğday ve arpa kullanımını ortaya çıkartmasından sonra, insanların birbirini yeme adetini öncelikle ortadan kaldırdı. Osiris buğdayla arpanın ekilmesini bulguladı ve bu yararlı olgunun sonucunda, yeni ve hoş bir besinin kullanımını, insanların yabanıl alışkanlıklarından vazgeçmelerini sağladı. Osiris, Nysa toprakları üzerinde üzüm bağını oluşturdu ve bağın meyvesinden yararlanmayı düşünerek şarabı ilk kez kendisi içti. Sonra da insanlara bağ yetiştirmeyi, şarabın içilmesini hazırlanmasını, saklanmasını öğretti.

Osiris bu özellikleriyle bolluk, bereket getiren bir doğa Tanrısı özellikleri taşır. Osiris, doğal kaynaklara hükmeder, rüzgarlar onunla eser, ekinler onunla yeşerir ve hayvanları o yetiştirir.

Birçok Mısır metninde Osiris’e ait efsaneler bulunmaktadır. Bu efsaneleri derleyip günümüze getiren Yunanlı yazar Plutarkhos’tur. Plutarkhos, bu Mısır efsanesini bir Grek gözüyle aktarmış olsa da eski Mısır metinleriyle karşılaştırdığımızda aslına olabildiğince sadık kaldığını görürüz.

Osiris yargılama yaparken

Osiris Efsanesi

Osiris efsanesini Plutarkhos’un aktardığı şekilde bilmek eski Mısır metinlerini anlamak için bir anahtar olacaktır.

Osiris Mısır’ın uygarlaştırılması işini bitirdikten sonra, bütün dünyanın uygarlaştırılmasını amaç edinir. Tahtı, kardeşi ve aynı zamanda karısı olan İsis’e bırakır ve yanında veziri Thoth, Anubis ve Ofois ile birlikte yola koyulur. Osiris bu yolculukta, çok uzun bir süre dünyanın uygarlaşması için çalışır. İsinin adil ve başarılı yönetimi sayesinde geri döndüğünde Mısır'ı bıraktığından çok daha iyi durumda olduğunu görür.Fakat bu dönem uzun sürmez. Taht hırsıyla yanıp tutuşan, fakat Osiris’in yokluğunda dahi egemen olamayan Seth, Osiris’i yok etmek için bir plan tasarlar. Bu plana göre Seth, Osiris’in beden ölçülerine göre bir sandık hazırlatır ve sandığı en değerli taşlarla süsletir. Seth, bundan sonra kendisine yardım eden yetmiş iki kişiyle birlikte planını uygulamaya koyar.

Düzenlenen büyük bir ziyafete Osiris’i de çağırır. Plandan haberi olmayan Osiris hiç bir şeyden kuşkulanmaz, yemeğe gider. Seth yemeğin sonunda, sandığı çıkarır ve kimin ölçülerine uyarsa, sahibinin o olduğunu söyler. Herkes denemek için sırayla sandığın içine yatar ancak kimsenin boyu uymaz. Sonunda sıra Osiris’e gelir. Sandık onun için yapıldığından, ölçüsü tam uyar. Osiris sandığa girer girmez Seth sandığı çivileyip eritilmiş kurşunla lehimler ve Nil nehrine atar. Planını başarıyla uygulayan Seth, Osiris’i bertaraf ettiğini düşünür.   

Bu olay “Osiris’in krallığının yirmi sekizinci yılında, Athyr ayının on yedisinde” olmuştur.
Hem karısı hem de kardeşi olan Tanrıça İsis bunu duyunca, üzüntüsünden saçlarını kesip elbiselerini parçalar ve yas tutmaya başlar. Ancak yası fazla sürmez ve Osiris’in kapatıldığı sandığı aramaya koyulur. Osiris’in içine hapsolduğu sandık, Fenike’ye, Byblos kentine kadar sürüklenmiş ve burada karaya vurmuştur. Karaya çıktığı yerde hızla büyüyen bir ağaç da sandığı gövdesinin içine almıştır. Byblos Kralı Malkandros bu ağacı gördüğünde hayran kalır ve ağacı kestirerek sarayına sütun olarak diktirmeye karar verir. Ağaç kesildiğinde bir anda çevreyi saran muhteşem koku bütün halklar arasında yayılır. Bu olay Isis’in kulağına kadar ulaşır. Durumu anlar ve Malkandros’un sarayına gitmeye karar verir. Burada kendini kabul ettirir ve Astarte’nin çocuğunun dadısı olur. Bir gün çocuğu ölümsüz yapmak ister ve bu amaçla onu ölümsüzlük ateşine batırır. Bunu gören kraliçe çığlıklar atarak İsis’i engeller. İsis zorunlu olarak kendisinin kim olduğunu açıklamak zorunda kalır. Durum anlaşılınca, Kral Malkandros’dan izin alınır ve ağacın gövdesini yarılır. Gövdenin içinde sandığı bulan İsis, tekrar vatanına doğru yola çıkar.

İsis, sandığı vatanına geri getirdikten sonra, Buto şehrine, oğlu Horus’un ziyaretine gider ve sandığı güvenli olduğunu düşündüğü bir yere saklar. Ancak durum hiç de İsis’in beklediği gibi gerçekleşmez. Gece dolunayda avlanan Seth sandığı bulur ve Osiris’in bedenini tanır. Onu yeniden karşısında gören Seth öfkelenir ve Tanrı’nın bedenini bu sefer on dört parçaya ayırarak, bu parçaları Mısır toprakları üzerine dağıtır.

Bunu duyan İsis papirüs ağacından yapılan bir tekneye biner ve bütün Mısır’ı dolaşarak Osiris’in bedeninin parçalarını toplar. Parçaları bulduğu her yerde bir tapınak inşa eder. Bu nedenle Mısır’ın birçok kentinde, içinde Osiris’in cesedinin bulunduğu söylenen tapınaklar vardır.

İsis Ra'ya giderek parçalarını topladığı Osiris'in yeniden  canlandırılması için yardım ister. Thot ile Anubis Osiris'i yeniden canlandırmakla görevlendirilir. Osiris'in birçok parçaya bölünmüş bedeni bantlarla sarılır. Ancak ortada bir sorun vardır: Osiris'in erkeklik organı kayıptır. Çamurdan bir benzeri yapılarak yerine konur ve sonunda Osiris yeniden canlanır. Bu aynı zamanda ilk mumyalama işlemidir. Tekrar canlanan Osiris artık bu dünyada yaşamak istemez ve hükmetmek için Ölüler Ülkesi’ne gitmeyi tercih eder. Osiris’in öcünü almak ise oğlu Horus’a düşer. Efsanenin sonunda Osiris’in oğlu Horus Seth’i yener ama dövüş sırasında bir gözünü kaybeder. Thot, Horus'a bir gözünü verir.

Osiris efsanesinin bu biçimi her ne kadar daha geç dönemde Plutarkhos tarafından anlatılmış olsa da, eski efsanelerle uyum içindedir.

Osiris ile Seth’in mücadelesi birçok metinde geçer. Örneğin Piramit Metinleri Osiris’in Seth tarafından öldürüldüğünü anlatmaktadır. Ele geçen bulgularda Seth’in daha eski bir Tanrı olduğu anlaşılmaktadır. MÖ 2500 dolaylarında daha Osiris tasviri yokken, garip hayvansal figürlü Seth tasvirlerine rastlanmıştır.

Zaten Mısır’da var olan eski inançların Osiris’i her bahar yenilenen Tanrı olarak görmesi de bu kültün çok eskiliğini ve yaygınlığını gösterir. Osiris için yazılan bir ilahide bu efsanedeki motifler de geçmektedir:

Sen dirisin, sen kabul edilmişsin, sen gençliğini yenilersin ve sen hakiki ve tamsın; baban Ra uzuvlarını sağlamlaştırır ve yoldaş tanrılar seni alkışlarlar. Tanrıça İsis seninledir ve seni asla terk etmez; düşmanların seni yere seremedi.

Osiris Mısır mitolojisine göre insanları yargılayıp sonsuz yaşama geçip geçemeyeceğine karar verecek olan tanrıdır. Osiris’in ölüm ve öte alem ile olan ilgisi nedeniyle, özellikle Eski Krallık döneminin sonralarında ölümden sonra Osiris ile “birleşme” inançları yaygınlaşmıştır. Yeni Krallık döneminde ölü gömme törenlerinde Osiris büyük önem kazanmış hatta tabuta Osiris’in takma sakalı konulmuştur.  Pagan düşüncesine göre aslında gerçekleştirilmek istenen Tanrı’nın “bir zamanlar” yaptığı eylemin insan tarafından tekrarlanmasıdır; yani Osiris’in “bir zamanlar” yaşadığı ölümsüzlük deneyiminin ölen kişi tarafından tekrarlanmasıdır. Bu bağlamda ölüm ve dirilme motiflerini barındıran bazı ritüellerin Osiris ile alakalı olması kaçınılmazdır. Aynı şekilde Osiris’in sembolik mezarlarının da ritüelik amaçlara hizmet ettiği düşünülebilir. 

0 yorum :

Yorum Gönder

E-posta Aboneliği

Zargana'da yayınlanan son yazıların e-posta adresinize gönderilmesi için lütfen üye olun.

Copyright © 2011 Zargana , Alıntılarda kaynak vererek her şeyi çalmak serbesttir