11 Temmuz 2016

Fotokopi Makinesi Nasıl İcat Edildi?

Fotokopi makinesi icat edilmemiş olsaydı not tutmayı sevmeyen öğrenciler acaba ne yaparlardı? Ya da işyerlerinde yüzlerce sayfa dokümanı kopyalamak zorunda kalan çalışanlar? Büyük olasılıkla böyle bir durum hemen herkes için çok can sıkıcı bir durum olurdu. Kabul etmeliyiz ki, Gutenberg’in matbaayı bulmasından sonra baskı dünyasının en büyük icadı fotokopi makinesidir. Yoksa çoğumuz her gün birçok belgeyi yeniden elle yazmak zorunda kalacaktık. 

Böyle düşünenler arasında bir tescil ofisinde çalışan ve fotokopi makinesini icat edecek olan Chester Floyd Carlson da bulunmaktaydı...

Amerika Birleşik Devletleri’de P.R. Mallory & Co’da çalışan Chester Carlson için günler oldukça sıkıcı geçiyordu. Carslon’un görevi, şirketin patent bölümündedir. Burada, patent çalışmalarının çok sayıda kopyasının çıkarılması gerekmektedir. Oysa eklem rahatsızlığı bulunan Carslon için belgelerin elle çoğaltılması işi yalnızca sıkıcı değil rahatsızlık vericidir de… Bu iş, mevcut teknolojik yollarla yapılmak istendiğinde, astarı yüzünden pahalıya gelmekte; elle yapıldığındaysa, hem çok zaman almakta hem de -insanlık hali- yazım hatalarının önüne geçilememektedir. İki arada bir derede kalan Carlson, etkili ve düşük maliyetli bir yöntem üzerinde düşünmeye başlar. Ve sonunda yalnızca kendini değil, kendi gibi düşünen herkesi kurtaracak bir yöntem geliştirecekti.

Gerçi fotokopi makinesinin öncülü sayılan ilk aygıt 1903 yılında bir arazi ihtilafları bürosunda çalışan George C. Beidler tarafından icat edilmiş ama 1906 yılında patenti alınan bu aygıt fazla tutulmamıştır. Çünkü belgelerin fotoğrafını çekmek yöntemiyle çalıştığından çıktıların alınması oldukça uzun ve zahmetliydi. Modern fotokopi makinesinin icadı için daha uzun yılların geçmesi gerekecekti.

Chester Carlson’ın fakir çocukluğu 8 Şubat 1906’da Seattle’da doğumuyla başlar. İlginç bir rastlantıdır ki yıllar sonra, pek çok şirketin kapısından geri çevrildiğinde kendisine kucak açacak olan Haloid de aynı yıl kurulur.

Ailesi oldukça fakir olduğundan daha 8 yaşında iken çalışmaya başlar. Lise yıllarında okula gitmeden ve okuldan çıktıktan sonra yine çalışmaya devam eder. 17 yaşında ilk önce annesini, 27 yaşında iken babasını kaybeder. Her ikisini de tüberkülozdan kaybetmiştir. Zor koşullara rağmen, Carlson 1930’da California Teknoloji Enstitüsü’nün fizik bölümünü bitirmeyi başarır. Mezuniyetinin ardından, New York’taki Bell Telefon Laboratuvarları’ndan çalışmaya başlar. Burada fazla uzun kalmayan Carlson, kendisine daha iyi bir ücret teklif eden P. R. Mallory şirketine geçer. İlk işinin aksine, Carlson burada uzun yıllar çalışacak, büyük buluşunu da bu sırada gerçekleştirecektir,

Fotokopi Makinesinin İcadı

Chester Floyd Carlson
Kopyalama konusunda, kimyasal yöntemlerle sunulan teknolojik çözümler, hem pahalı hem de zahmetli olduğundan, Carlson, yeni bir alanda bu işlemi gerçekleştirmeyi düşünür ve bu düşünceleri onu, elektrostatik alanına yöneltir. New York kent kütüphanesine giderek aylarca yararlanabileceğini düşündüğü yüzlerce bilimsel kitabı okur, kendi kendine denemeler yapar. Macar Paul Selenyi'nin çeşitli maddelerin elektrik iletkenliğinin ışığa bağlı olarak değiştiğine dair ilkesini okuduğunda kafasında şimşekler çakar. Çalışmalarını dört yıl boyunca sürdüren Carlson, nihayet 22 Ekim 1938’de ilk fotokopi çıktısını elde etmeyi başarır. Tarihin bu ilk fotokopi çıktısında tarih ve mekan bilgisi bulunmaktadır.

İşin sırrı selenyumdadır. Normal koşullarda zayıf bir iletken iken, ışığa maruz kaldıklarında iyi bir iletkene dönüşen maddelere “fotoiletken” denilmektedir. Yarıiletken olan selenyumun iletkenliği de karanlıkta zayıfken, ışıkta artmaktadır. Carlson bunu fark ettiğinde, aslında işin büyük bir kısmı kafasında bitmiştir. Geriye sadece makineyi tasarlamak, finans bulmak ve üretmek kalmıştır... Burada böyle küçümsediğimize bakıp yanılmayın; işin diğer kısmı için, böylesi önemli bir buluşta dahi, Carlson uzunca bir süre uğraşacaktır.,

Carlson’un tasarımında, kopyası çıkarılacak belge ilkin bir ayna tarafından taranmakta, belgenin görüntüsü, üzeri elektrik yüklü selenyumla kaplı bir silindire yansıtılmaktadır. Yansıtılan görüntüde, karanlıktaki bölgeler elektrostatik yükünü korurken, ışık alan bölgelerde selenyum, iletkenliğinin artması sonucu yükünü kaybetmektedir. Silindirin yüzeyine, negatif yüklü mürekkep parçacıkları yani toner püskürtülür.

Negatif yüklü mürekkep parçacıkların, silindirde karanlıkta kalarak pozitif yüklü olarak kalan bölgelerine yapışarak burada, kopya edilecek belgenin görüntüsü oluşturulur. Artık bundan sonrası, hiç de zor değildir; altına pozitif yük uygulanan kâğıttan, silindirin üzerindeki negatif yüklü mürekkep parçacıklarına daha cazip bir teklif gelince, mürekkep parçacıkları kâğıda transfer olur, ısıyla oraya iyice kurulurlar...

Ve nihayet, belgenin kopyası sıcak sıcak elimizdedir! Günümüzdeki fotokopi makineleri de aynı yöntemle çalışmaktadır.

Carlson bu çalışmasına 1940’ta patent alır. Ancak kendi patentini bile bu yöntemle çoğaltabilmesi hemen mümkün olmayacaktır.

The Haloid Photographic Company'den Xerox'a

Xerox 914
Zira aralarında IBM, Kodak, General Electric gibi bugünün dev kuruluşlarının da bulunduğu çeşitli firmaların kapısını çalsa da, onları ikna edemez. Gittiği bütün kapılar bir bir yüzüne kapanır. Carlson’un icadının değerinin farkına varamayıp onu geri çeviren yöneticiler, ileride sanırız hayli hayıflanmıştır.

Umutlar artık iyice tükenirken, 1944 yılında Ohio eyaletinde kâr amacı gütmeyen bir kurum olan Battelle Memorial Enstitüsü, icadın, üzerinde çalışılmaya değer olduğuna karar verir. Enstitü, Carlson ile bir telif sözleşmesi imzalayarak bu buluşu daha da geliştirme üzerine odaklanır.  

Tüm bu çalışmalar 1946 yılında New York’un Rochester kentinde fotografik kağıtlar üreten ve satan The Haloid Photographic Company adlı ufak bir şirketin de dikkatini çekmiştir. Şirketin başkanı Joseph C. Wilson yeni buluşun neler vaat ettiğinin farkındadır ve Battelle Memorial Enstitüsü ile iletişime geçer. Bu buluşu ticari kullanımına uygun bir aygıta dönüştürme düşüncesiyle bir anlaşma imzalar.

Fotokopi sözcüğünün anlamına gelince… Şimdi sıra bu yönteme yeni bir ad bulunmasına gelmişti. Çünkü Haloid Corporation, elektrofotografi sözcüğünün hem akılda kalıcı olmayacağını hem de halk tarafından zor söyleneceğini düşünmektedir. Ohio Eyalet Üniversitesi Klasik Diller bölümünde görevli bir profesör onlara Yunanca “kuru” ve “yazı” ya da “çizgi” sözcüklerini birleştirerek “Xerografi” adını kullanmalarını önerir. Bu yeni ad herkesin hoşuna gider. Öyle ki, ilk ürünün piyasaya sürülmesinden sonra ABD’de kopyalama işlemine halk tarafından “Xeroxlama” denilmeye başlanacaktır. The Haloid Photographic Company de adını 1958’de önce Haloid Xerox, 1961 yılında da Xerox Corporation olarak değiştirecektir.

Chester Carlson’un buluşunun kolay ve hızlıca siyah beyaz fotokopi çeken bir ürün halini alması yine de uzun yıllar alacaktı. 1949 yılında kamuoyuna tanıtılan ilk xerografik kopyalayıcısı olan Model A’dan sonra, 1961 yılında piyasaya sürülen Xerox 914, basitçe ve çabukça siyah beyaz kopyalama yapan ilk modern otomatik fotokopi makinası olacaktı. Xerox 914 için yapılan yaratıcı reklam kampanyasında, maymunların bile yalnızca bir tuşa basarak kolayca kopyalama yapabilecekleri söyleniyordu. Reklam kampanyasının başarısı beklenilenin çok üzerindeydi. Xerox 914 o kadar başarılı olacaktı ki, 1961 yılında cirosu 60 milyon dolar olan şirket 1965 yılına gelindiğinde 500 milyon dolar ciro yapan dev bir şirket halini alacaktı. Xerox 914 ise yıllar sonra ABD’nin en büyük ekonomi dergisi Fortune tarafından Amerika’da satışa sunulan gelmiş geçmiş en başarılı ürün seçilecekti.

Xerox 914’ün büyük bir başarı kazanması rastlantı değildi. Yaratıcı reklam kampanyası olmasa bile yine de başarı kazanması kaçınılmazdı. Çünkü Carlson’ın icadının işlerine yaramayacağını düşünerek onu geri gönderen Kodak’ın Verifax adını verdiği makinelerle yaptığı çoğaltma işleminin 1969 yılında sayfa başına maliyeti 0.15$ idi. Oysa aynı belgenin Xerox ile basım maliyeti yalnızca 0.03$ idi. Aradaki bu muazzam maliyet farkı, bir süre sonra diğer kopyalama makinelerinin piyasadan silinmesine neden olacaktı.

Fotokopi makinesini icat eden Chester Floyd Carlson’ın fakir bir çocuk olarak başlayan yaşamı, 1968’de zengin bir adam olarak; ama belki de en önemlisi, öğrencilerin, çalışanların ve belge çoğaltmak zorunda kalan herkesin hep iyi dileklerle anacağı biri olarak sona erer...               .

0 yorum :

Yorum Gönder

E-posta Aboneliği

Zargana'da yayınlanan son yazıların e-posta adresinize gönderilmesi için lütfen üye olun.

Copyright © 2011 Zargana , Alıntılarda kaynak vererek her şeyi çalmak serbesttir