22 Kasım 2014

Tarihte İlginç Doğum Kontrol Yöntemleri


Birçok kültürde doğum kontrol yöntemleri hem dini hem de ahlaki açıdan birçok kez tartışmalara konu olsa da, tarih boyunca insanlar evlilik dışı cinsel ilişkiler, evlilikte oluşabilecek istenmeyen gebelikler, kadın ve erkek sağlığının korunması gibi birçok amaç için farklı doğum kontrol yöntemleri denemiştir. İstenmeyen gebeliklerin sona erdirilmesi ya da hiç var olmaması için önlem alınması neredeyse insanlık tarihi kadar eskidir

Günümüzdeki kadınlar modern tıbbın akıl almaz gelişimi sayesinde tarihin eski dönemlerinde yaşayan hemcinslerine göre oldukça şanslı. Çünkü modern tıp sayesinde istenmeyen gebeliklerin önlenmesi için oldukça fazla yöntem bulunuyor. Üstelik bu yöntemler tarihteki doğum kontrol yöntemleri ile karşılaştırıldığında hem çok daha kolay hem de onlar kadar garip ya da zahmetli değil. Oysa eski çağlarda kadınlar, istenmeyen gebeliklerin önüne geçebilmek için akıl almaz yöntemler kullanıyordu.

On binlerce yıl boyunca doğum kontrolünün tek yöntemi, erkeğin kadının vücudunun dışına boşalmak için geri çekildiği kesintili cinsel birleşmeydi. Üstelik bekaret kemerini saymazsak, kilisenin en çok tavsiye ettiği yöntemdi. Bu yöntemin temeli, erkeğin boşalma anında kendini geri çekmesiydi. İşi garantiye almak için kadınların da hemen yere çömelip hapşırması bizzat Ortaçağ bilginleri tarafından tavsiye ediliyordu. Ne var ki tıpkı günümüzde olduğu gibi tam olarak güvenilir değildi ve istenmeyen kazalar hiç eksik olmazdı.Yine de katır toynağının yakılıp dumanını kadının cinsel organına yönelterek geçici bir süre kısırlaştırıldığına inanılan yöntemden çok daha garantiliydi.

Kadim Çin uygarlığında kadınlara, istenmeyen bir bebek sahibi olacaklarını öğrendiklerinde yağda ısıtılmış cıvayı yutmaları tavsiye edilirdi. Aslında eski çağlarda yalnız Çinliler değil, Asurlulardan Mısırlılara varıncaya kadar birçok uygarlık cıvanın tıbbi amaçlarla kullanılabileceğine inanıyordu. Bu yöntem, cıva yüksek derecede zehirli olduğu için fetüsü zehirliyordu. Ama cıva zaten başlı başına bir tür zehir olduğundan böbreklere de zarar veriyor ve bebeğin yanı sıra annesi de çoğu zaman yaşamını yitirebiliyordu.

Daha az zararlı bir yöntem ise Papua Yeni Gineli kadınlar tarafından uygulanıyordu: Cıva yerine sıcak taş yutuyorlar, ardından bir kurbağanın ağzına üç kez tükürüyorlardı.

Aynı biçimde yoğun sitrik asit içerdiğinden gebelik için gereken pH dengesini bozmasından dolayı günümüzde sofralarımızın vazgeçilmezi olan limon da çoğu kez sperm öldürücü olarak kullanılmıştı. Kadınlar her cinsel birleşmeden önce limon suyunu cinsel organlarının çevresine sürerlerdi. Keza aynı amaçla ekşimiş sütün dahi kullanıldığı olurdu.

ilginç doğum kontrol yöntemleri

Antik Mısır’da Doğal Kontrol Yöntemleri


Mısır doğum kontrol yöntemleri, kaydedilmiş en eski yöntemlerdir. MÖ 1850 civarında yazılmış Petri Papirüsü ve üç yüzyıl sonrasında meydana getirilmiş Eber Papirüsü hamileliği önleyici sayısız yöntemi tarif etmektedir. Papirüste ayrıca kadınların adetle nasıl baş ettiklerinden de bahsedilmektedir: Mısırlı kadınlar lime lime edilmiş keten ve daha sonradan Arap zamkı adı altında emülsiyon dengeleyicisi olarak boyalarda, şekerde ve ilaçta kullanılan ezilmiş akasya dalı pudrasından oluşan tampona benzer ev yapımı bir alet kullanırlardı.

En çok rağbet gören yöntem ise Hindistanlı kadınların fil pisliği kullanmasına benzer bir yöntemdi. Cinsel ilişkiden önce kadınların timsah pisliği ve baldan hazırlanan bir karışımı cinsel organlarının içine sokmaları nasihat ediliyordu. Yapışkan bal spermin yumurtayla çarpışmasını geçici bir süre önleyebilirken burada asıl etkili olan malzemenin timsah pisliği olması daha büyük olasılıktı; keskin asiditesi gebelik için gereken pH ortamını değişime uğratıp spermi öldürebilirdi. Aslında timsah pisliği tarihin bilinen ilk sperm öldürücülerinden biriydi.

Mısırlıların diğer bir ilginç doğum kontrol yöntemi ise sarımsak ve soğanla gerçekleştiriliyordu. Yalnız bu yöntem çoğunuzun düşünebileceği şekilde yani bol bol sarımsak ya da soğan yiyerek yapılmıyordu. Cinsel birleşmeden bir gün önce kadınlar cinsel organlarına soğan ve sarımsakları koyuyorlar, eğer ertesi gün genizlerinde sarımsak ya da soğan kokusu hissetmezlerse tüplerinin kapalı olduğuna yani hamile kalamayacaklarına inanıyordu.

MS ikinci ve üçüncü yüzyılların özgür ruhlu Roma’sında doğum kontrol yöntemleri ilâve bir önem kazandı. Roma’da çalışan bir Yunanlı jinekolog olan Efesli Soranus gebeliğin gerçekleşmesini önleyen doğum kontrolleriyle döllendikten sonra yumurtayı çıkaran düşürtücülerin arasındaki farkı açıkça görüyordu. Defalarca kürtaj olmanın kadında kalıcı kısırlıkla sonuçlanacağını (doğru ama tehlikeli bir şekilde) anlatıyordu. Ayrıca (yanlış bir şekilde) cinsel birleşmeden hemen sonra kadının spermi dışarı çıkarabilmesi için öksürmesini, zıplamasını ve hapşırmasını tavsiye ediyordu. Yine inanması her ne kadar zor olsa da, Antik Roma’da kadınlar, istenmeyen gebeliği önleyeceklerine inandıkları için cinsel birleşme sırasında sol ayaklarına kedi karaciğeri içeren deri bir kese giyerlerdi. Adet döneminin ise kısır veya “güvenli” günler olduğunu farz ediyordu.

Sperm öldürücüler Yakın ve Ortadoğu’da popüler bir doğum kontrol yöntemiydi. Eski İran’da kadınlar sperm öldürdüğüne inandıkları alkol, iyot, kinin ve karbolik asit sıvıların içerisine doğal deniz süngerlerini daldırırlar ve ilişki öncesi cinsel organlarına yerleştirirlerdi. Bölge sularından elde edilmiş Suriye’ye özgü süngerler, emici özellikleri nedeniyle çok değer görürdü. Yüksek derecede asitli kokulu sirke suyu da tercih edilen bir sperm öldürücüydü.

Dediğimiz gibi, günümüzdeki kadınlar oldukça şanslı…

0 yorum :

Yorum Gönder

E-posta Aboneliği

Zargana'da yayınlanan son yazıların e-posta adresinize gönderilmesi için lütfen üye olun.

Copyright © 2011 Zargana , Alıntılarda kaynak vererek her şeyi çalmak serbesttir