7 Kasım 2014

Rolls-Royce: Bir İngiliz Asilzadesi

Biri Victoria dönemi İngiltere’sinin genç yaşta ünlenmiş soylu ve varlıklı kişisi Charles Rolls, diğeri çocukluk yaşlarından itibaren Dickens’ın romanlarına yaraşır bir hayatın zorluklarıyla pişmiş, sert kişilikli, kendini sıradan bir mekanikçi olarak tanımlayan Frederick Henry Royce...

Bu iki adamın yollarının kesişmesi, tarihin en saygın İngiliz markasının doğmasına yol açacaktır: Rolls-Royce.

Royce, kendi tasarımına dayanan deneysel, nitelikte imal ettiği ve “10 HP Royce” olarak adlandırılan üç otomobilden birini satın alan mühendis H. Edmunds aracılığıyla otomobil yarışçısı Charles Stewart Rolls’la tanışır. Bu genç aynı zamanda otomobil ticareti yapmakta, esas olarak Fransa’dan ithal ettiği (Mors, Peugeot, Panhard vb.) arabaları Picadilly’deki lüks mağazasında çoğunluğu aristokratlardan oluşan müşterilerine pazarlamaktadır.

İyi aile çocuğu olarak Cambridge’de mühendislik eğitimi gören Rolls’un otomobil tutkusu 1894’te henüz 17 yaşındayken başlamıştır. İngiltere’deki ilk yarışlardan biri olan 1900’deki Bin Mil Denemesi’ne katılarak Panhard marka otomobiliyle yarışı da kazanmıştır.

Bu iki adam 1904 yılı sonbaharında anlaşırlar: biri üretecek diğeri de satacaktır. İlk yıl on altı adet Rolls-Royce 10 HP üretilir. İki firmanın Rolls-Royce Ltd. adı altında tek bir şirkette birleşmesi, iki yıl sonra gerçekleşir. Verimli bir ortaklıktır bu: Rolls, iyi bir satıcı olarak, İngiltere’nin kalburüstü kesimiyle olan içli dışlı ilişkilerinden yararlanmayı bilir. Ayrıca Avrupa’da düzenlenen ilk uzun mesafe otomobil yarışlarının çoğunda yer alarak ürünlerinin tanınmasını sağlar.

Gölgedeki adam Royce ise, mükemmeli yakalamak için gece, gündüz çalışır. 1906 Kasım’ında Londra Fuarı’nda sergilenen altı silindirli 40/50 HP (Phantom modelinin üretilmesinin ardından Silver Ghost olarak adlandırılacaktır) firmaları açısından bir dönüm noktası olur. Motorunun güvenilirliği, özellikle de fazla ses çıkarmadan çalışıyor olması, saatte 111 km’yi bulan sürati ve barındırdığı lüksle, dönemin en şatafatlı arabalarıyla boy ölçüşür niteliktedir. Arabanın şasisi öylesine dayanıklıdır ki, İngiliz ordusu bir takım modifiyelerden sonra onu I. Dünya Savaşı’nda zırhlı askeri araç olarak kullanacaktır. Silver Ghost’un üretimi 1925 yılına kadar devam eder.

Rolls-Royce Phantom

Rolls-Royce Logosu


Firmanın logosu iki kurucusunun soyadlarını temsil eden iç içe geçmiş bir çift kırmızı R’den oluşur önce... Aynı zamanda pilot olan ve Haziran 1910’da Manş Denizi’ni havadan geçip hiç durmadan geriye dönen ilk kişi olarak ünlenen Charles Rolls’un 12 Temmuz 1910’da bir uçak kazasında ölmesi üzerine, R’lerden biri siyah rengini alacaktır. F. H. Royce 1933’te 70 yaşında öldüğünde, ikinci ‘R’ de siyaha bürünür. Rolls Royce’un logosunun öyküsü böyle bir hüznü de barındırır…

1914’te Silver Ghost modeli “Dünyanın En İyi Otomobili” ödülünü kazanır. Ne var ki otomobilin oldukça pahalı olan fiyatı satışların düşmesinin de nedenidir. Daha ufak, daha ucuz bir model üretme düşüncesi başlar. Bu aynı zamanda tek bir model üretme düşüncesinden de vazgeçme anlamındadır. Böylece 1922-29 arasında daha büyük kitlelere ulaşabilecek “Twenty” modeli doğar. 1925’te yapımına başlanan ve 1949’dan sonra özellikle devlet başkanları için imal edilen çeşitli tip ‘Phantom’, 1949’dan sonra üretilen ‘Silver Dawn’, daha sonra da ‘Silver Cloud’, ‘Silver Shadow’ ve ‘Silver Wraith’ gibi modellerle Rolls-Royce modelleri çeşitlenmeye başlar.

1911’de ilk Silver Ghost’ların özel dikey radyatör ızgarasının üzerinde görülen ve Rolls-Royce markasının simgesi haline gelen efsanevî “Spirit of Ecstasy” figürü, rivayete göre kullandığı arabalarda radyatör ızgaralarının tepesine oturtulmuş çirkin maskotlardan gına getiren Rolls’un talebi üzerine sanatçı Charles Sykes’e yaptırılmıştır.

Spirit of Ecstasy
Firmanın teknik müdürü 1863’te Semendirek Adası’nda ortaya çıkartılan. ve Louvre Müzesinde sergilenen Helenistik dönemden kalma "Samothràki Nikesi" olarak bilinen heykele öylesine hayranmış ki, sanatçıya ondan esinlenmesini söylemiş. Sanatçı da, Rolls-Royce’ların itibar ve estetiğini koruma kaygısıyla olsa gerek, biçim itibariyle zaten Helenistik bir tapınağın alınlığını andıran radyatörü heykelin bir kopyasıyla taçlar.

Günümüzde Alman BMW şirketinin bir kuruluşu olan Rolls-Royce lüks otomobil denilince akla gelen ilk marka özelliğini sürdürüyor. Belki bunu 1906’da ürettiği ilk otomobilden bu yana ürettiği tüm otomobillerin neredeyse %65’inin hala çalışır durumda olmasına borçlu! Belki de yalnızca birinci sınıf derilerin kullanıldığı, bir oturma odasından daha fazla ahşap kullanılan sanat eseri iç mekanına... Kim bilir?

0 yorum :

Yorum Gönder

E-posta Aboneliği

Zargana'da yayınlanan son yazıların e-posta adresinize gönderilmesi için lütfen üye olun.

Copyright © 2011 Zargana , Alıntılarda kaynak vererek her şeyi çalmak serbesttir