11 Kasım 2014

Bilgisayar Faresi Nasıl İcat Edildi?

Bilgisayarlar günümüzde yaşamın vazgeçilmez bir parçası haline geldi. Birçoğumuz bilgisayarların başında saatlerimizi geçiriyoruz. Bilgisayarlarla bu ilişkimiz içinde çoğumuz belki de sevgilimizin elinden çok, bilgisayar farelerini tutuyoruz… Bu açıdan bakıldığında, bilgisayar fareleri (mouse), tarihi en çok incelenmeye değer teknoloji ürünü olmalı!

Farenin tarihinin incelemeye değer olması, sadece bu ‘romantik’ sebepten kaynaklanmıyor. Farenin ortaya çıkışı ve bilgisayarlarda buna bağlı olarak yapılan yenilikler, bilgisayarların, bir kısım uzmanların kullandığı makineler olmaktan çıkıp onun bu denli yaygınlaşmasına giden sürecin de çok önemli bir parçasıdır.

Bilgisayarların bu denli yaygınlaşmasında, daha çok fırsatları iyi değerlendiren isimler öne çıksa da, arka planda, bu gelişimde büyük payı bulunan ama çoğumuzun adını bile bilmediği isimler vardır.
Farenin ve bunun yanında bilgisayarların bugüne ulaşmasındaki bir dizi önemli aşamanın mimarı Douglas Engelbart, bu isimlerden en önemlileri arasındadır.

Engelbart 1925’te Oregon’da, küçük bir çiftlikte dünyaya gelir. 1942 de, Oregon State Üniversitesi’nde, elektrik mühendisliği öğrenimine başlar. O yıllar bilgisayar tarihinde, “elektromekanik bilgisayarların” devridir. Örneğin, 1946'da geliştirilen ve ilk bilgisayar olarak kabul edilen ENIAC, saniyede ancak 5 bin toplama işlemi yapabilmektedir. Yani günümüzdeki bir hesap hesap makinesinden çok daha yavaş! Ancak tam 30 ton ağırlığındadır ve 167 m2 yer kaplamaktadır.

ENIAC askeri amaçlarla üretilmişti. Malum, devir II. Dünya Savaşı devridir. Engelbart’ın öğrenimi de savaş nedeniyle kesintiye uğrar. Donanma’ya katılır ve iki yıl Filipinler’de radar teknisyenliği yapar. Yıllar sonra bir söyleşide, elektrik mühendisi olmak istemesindeki nedenlerden birinin de, “orduda, radar ismindeki heyecan verici yeni bir teknolojiyi” duyması olduğunu söyleyecektir.
Ayrıca, bilgilerin ekranda görüntülenmesi konusunda radar kendisine esin kaynağı olacak ve bilgisayarlarda da aynı şeyin yapılacağı konusunda düşünceler edinecektir.

Engelbart, 1948’de elektrik mühendisliği diplomasını alır ve NASA’nın selefi olan NACA’nın, Ames Laboratuvarı’nda elektrik mühendisi olarak çalışmaya başlar. Burada, bilgisayarların gelişimi ile ilgilenmeye ve bilgisayarların insanlık yararına nasıl kullanılabileceği üzerine kafa yorar. Ancak bilgisayarlarla çalışma olanağı yoktur. Çünkü sonradan yaptığı bir söyleşide belirttiğine göre, kendisine en yakın çalışan bilgisayar muhtemelen kilometrelerce uzaklıktaki Baltimore’dadır.

Yapabildiği, sadece konuyla ilgili kitaplar okumaktır. Bu merakının peşine düşer ve California-Berkeley Üniversitesi’nde, elektrik mühendisliği lisansüstü programına kaydını yaptırır. O zamanlar bilgisayar bilimleri programı henüz yoktur. Ancak Berkeley’de o sıralar, genel amaçlı dijital bilgisayarların geliştirilmesi üzerine ciddi bir araştırma geliştirme programı vardır.

Engelbart, 1955 yılında doktora derecesini alır ve Berkeley’de doçent olarak kalır. Fakat burada, başarılı çalışmalar yapmasına ve çeşitli patentler almasına rağmen, kendisine bir gelecek göremeyince, 1957’de, Stanford Araştırma Enstitüsü’nde çalışmaya başlar. Bilgisayar parçaları üzerine yaptığı çalışmalardan, iki yıl içinde çeşitli patentler alır.

Engelbart 1963 yılında kendi laboratuvarını kurar. Burada, bilgisayarların, uzman kişiler tarafından kullanılan makineler olmaktan çıkmasını sağlayacak bir dizi gelişmenin ilk adımı atılır.

Bilgisayar Faresi'nin Doğuşu

Douglas Engelbart
Bunlar arasında, bugün kullanılan işletim sistemlerinin habercisi olarak değerlendirilen bir grafik arayüz (GUI); elektronik dokümanların oluşturulması, saklanması ve yeniden erişilmesi sırasında kullanılan ve internetin gelişiminde de büyük önemi olan hiper metin (hypertext), video konferans ve nihayet bilgisayar fareleri bulunmaktadır.

Bu yeniliklerin 1968’de, San Fransisco’da bir konferans sırasında tanıtımı yapılır. Konferansta 90 dakikalık bir mültimedya sunum yapılır. Sunumda, izleyenlerin en çok ilgisini çeken, Engelbart’ın, kilometrelerce uzakta bulunan ekip üyeleri ile gerçekleştirdiği video konferanstır.

Konferansta bulunanlardan ABD Gelecek Enstitüsü Müdürü Paul Saffo, Engelbart’ın sunumunda yaşadığı şaşkınlığını şu sözlerle ifade eder: “Bu demo, Beyaz Saray’ın bahçesine UFO inmesi gibi bir şeydi.

Bilgisayar faresi, Engelbart’ın tabiriyle, “Büyük bir projenin sadece ufacık bir parçasıdır”. İnsan zekâsının daha verimli kullanılarak, zor problemlerin daha kolay yollarla çözülebilmesi için araçlar geliştirmenin amaçlandığı bu projede, Engelbart, bilgisayar ile çalışanların, bilgisayar ekranındaki verilerle etkileşimini bir cihazla sağlamayı düşünür.

Bunun için ışıklı kalem, kumanda kolu ve hatta otomobillerdeki gaz pedalları gibi ayakla kontrol edilebilecek araçlar planlar. Ancak bu tasarımların kullanışlı olmamalarından ötürü, sonradan fare (mouse) olarak anılacak tasarım galip gelir.

İlk prototip 1963 yılının sonlarında geliştirilir. Bu ilk fare, ahşaptan yapılmıştır. Bir düğmesi ve iki metal tekerleği vardır.

Tasarıma neden fare (mouse) denildiğini ya da bu adı kimin verdiğini Engelbart ileride, “Hiç kimse hatırlamıyor. Sadece kuyruğuyla birlikte bir fareye benziyordu ve laboratuvarda hepimiz onu bu adla anıyorduk” sözleriyle anlatacaktır.

Engelbart bu icadına 1970 yılında, “görüntüleme sistemleri için X-Y yer gösterici” adıyla patent alır. Fare ile birlikte geliştirdiği grafik arayüz programına ise, o zamanlar yazılımlara patent verilmediği için patent alamaz.

O zamanlar patent yasalarında gerekli düzenlemeler yapılmış olsaydı, belki de, bugün grafik arayüz olmadan düşünemediğimiz işletim sistemlerinin önceli olarak görülebilecek bu yazılım sayesinde, belki de Bili Gates’in ya da Steve Jobs’un yerinde Engelbart’ı görecektik...

Farenin patenti alınmıştır; ancak yaygınlaşması için önünde epey süre vardır. Bu yolda, SRI’dan, Engelbart'ın çalışma arkadaşı bilgisayar mühendisi Bill English'in önemli katkıları olur. English, Engelbart'ın orijinal konseptinden yola çıkar, farenin altında bulunan metal tekerleklerin yerine bir top yerleştirir. Bu sayede, fare, yer yöne hareket edebilme yeteneğini kazanır. Ne var ki, fare hala ekonomik olmaktan çok uzaktır ve sık sık bozulmaktadır...

Fareye ticari başarı kazandıracak isim ise, Apple’ın kurucularından bilgisayar dünyasının diğer dahi çocuğu Steve Jobs olacaktır. Xerox’un araştırma merkezinde fareyle tanışan Jobs, bunun ticari potansiyelinin farkına varır. O sıralar üzerinde çalıştıkları ‘Usa’ ve ‘Macintosh’ bilgisayarlarına fare entegre etmeyi düşünür.

Jobs, böylece bilgisayarları sadece komutları ya da klavye tuş kombinasyonlarını ezberleyenlerin değil, çok daha geniş kitlelerin kullanımına sunulabileceğini düşünmektedir.

Düşüncesinde yanılmayacaktır. 1980’li yıllarda kişisel bilgisayarlar oldukça büyük başarı kazanır. 1980’li yılların ortalarına doğru, Apple’a, günümüzün en büyük yazılım firması olan Microsoft, Windows grafik arayüzü ve kendi faresi ile karşılık verir...

Bundan sonra, bilgisayar teknolojisindeki gelişmeler baş döndürücü hıza ulaşır. Malzeme teknolojilerindeki gelişmelerle, çok daha hızlı bilgisayarlar çok daha ucuza üretilir; buna, geliştirilen daha kolay  işletim sistemleri de eklenince bilgisayarlar, baş döndürücü bir hızla yaygınlaşır.

Engelbart, bütün çokluortam sistemlerinin öncüsü olarak kabul edilen NLS (On-Line System) üzerindeki çalışmaları sebebiyle, 1997 yılında, 500 bin dolarlık bir ödül ile bilgisayar dünyasının Nobel Ödülü olarak gösterilen Turing Ödülü’nü kazanır.

Ne var ki, patentini almış olmasına rağmen, fareden para kazanamaz. Fare ile birlikte geliştirdiği grafik arayüzünün ise, o zamanlar yazılımlara patent verilmediği için patentinin dahi alınamadığını söylemiştik.

Oysa tüm bu fikirleri ya da tasarımları geliştirerek piyasaya süren Steve Jobs, Bill Gates gibi isimler büyük servetler edinirler. Engelbart’a ise, aldığı çok sayıda patent ve ödülle, bilgisayarların gelişmesinde önemli katkılarda bulunan isimler arasında yer edinmek kalır...

0 yorum :

Yorum Gönder

E-posta Aboneliği

Zargana'da yayınlanan son yazıların e-posta adresinize gönderilmesi için lütfen üye olun.

Copyright © 2011 Zargana , Alıntılarda kaynak vererek her şeyi çalmak serbesttir