1 Şubat 2014

Sarıkamış Harekatı Nasıl Sarıkamış Faciasına Dönüştü?

Almanya, 1871’de birliğini kurup Büyük Devletler arasına girince, sömürgecilik ve yayılmacılık siyaseti takibine başlamış, bunun, aynı siyaseti güden İngiltere, Rusya ve Fransa’yı ürkütmesi sonucu, adı geçen devletler arasında “Üçlü İtilaf Bloğu” ortayı çıkmış, Almanya da buna karşı Avusturya ve İtalya ile birlikte “Üçlü İttifak”ı kurmuştu.

Üçlü İtilaf Devletleri, Türkiye’nin toprak bütünlüğünü terk ile onu kendi aralarında paylaştıkları için Osmanlı Devleti’nin bu bloklar arasındaki yeri Üçlü İttifak olmuş, özellikle Rus tehlikesine karşı Almanya ile 2 Ağustos 1914’de ittifak antlaşması imzalanmıştı. Antlaşmanın ikinci maddesi gereği Rusya savaşa dahil olursa Türkiye de savaşa girecekti.

Almanların Türk-Alman İttifakı’ndan ana amaçları, Avrupa’da İtilaf Devletleri’nin çemberine alınmamak, üzerlerindeki askeri yükü hafifletmek için düşman kuvvetleri Türk sınırlarında cepheler açarak oyalamaktı. Nitekim Rusya 6 Ağustos 1914’de savaşa girince, Almanya, ittifak şartları gereği Osmanlı Devleti’nin de savaşa girmesi için baskı yapmaya başladı.

Osmanlı Devleti, Almanya’nın savaşa girmek uğrundaki baskılarına ancak üç ay kadar dayanabildi. Saray, Kabine üyelerinin çoğu ve halk, hazır olunmadığı için savaş ilanına karşı çıkıyorlardı. Savaşa dahil olmanın aktif taraftarlığını ise 33 yaşında Harbiye Nazırı ve Başkumandan Vekili olan Enver Paşa yapıyordu. Enver Paşa, Almanların savaşı kazanacağına inanıyor, Türkiye’nin Almanya safında savaşa girmesi halinde bu zaferden faydalanarak Osmanlı İmparatorluğu’nu yeniden dirilteceği ve giderek “Büyük Turan İmparatorluğu”nu kuracağı hayaliyle yaşıyordu. İşte bu hayalin etkisiyle Enver Paşa, Osmanlı Donanma Komutanı Alman Amirali Souchon’a 25 Ekim 1914’de Rus limanlarına saldırı emri veriyor, Souchon bu emri 29 Ekim’de Ruslar’ın Odesa ve Novorosky limanlarını bombalayarak yerine getiriyordu. Artık Osmanlı da bir oldubitti ile savaşa dahil olmuştu.

Ruslar, 29 Ekim Karadeniz bombardımanının ardından Osmanlı Devleti’ne 1 Kasım 1914‘de savaş ilan etmişler, 3 Kasım’da Rusya’nın 1. Kafkas Ordusu merkezi Erzurum’da bulunan 111. Ordu üzerine saldırmış, 3-12 Kasım arasında Köprüköy Muharebeleri yapılmış, çarpışmalardan iki taraf da bir sonuç alamamıştı.

Bunun ardından. Alman Genel Karargahı, Avrupa cephelerinde Rusların kendileri üzerinde olan askeri yükünü hafifletmek için Osmanlı Başkumandanlığı’ndan Ruslara karşı Kafkasya'da geniş çaplı bir harekat başlatılmasını istemişti. Enver Paşa da buna istekli görünüyordu. Ruslar yenilirse "Turan Yolu" açılacaktı. 111. Ordu'nun Köprüköy'deki çarpışmalarda kazandığı mevzi başarılar da Enver'e taarruz için cesaret vermişti.

Komutanların Taarruza Karşı Çıkışları


Sarıkamış faciasıEnver Paşa, Köprüköy Muharebeleri'nin ardından III. Ordu bölgesine gelmiş, askeri teftiş ettikten sonra Ruslara karşı derhal taarruz kararı vermişti. III. Ordu Komutanı Haşan İzzet Paşa, kış şartlarım ve ordunun savaşa hazır olmadığını ileri sürerek bu karara karşı çıkmış, taarruzun ilkbahara bırakılmasını istemiş, bu sebepten Enver Paşa tarafından komutanlık görevinden alınmıştı.

Enver Paşa, komutanların kış şartlarında taarruz fikrine itirazı havası içinde İstanbul’a dönmüştü. Dönmüştü ama hâlâ taarruz kararını koruyor, bu arada Alman Genel Karargahı ve İstanbul’daki Alman Büyükelçisi Wangenheim tarafından da taarruz için sıkıştırılıyordu. Son bir tetkik için Albay Hafız Hakkı Bey’i (sonra paşa) III. Ordu bölgesine gönderdi. İstanbul’dayken taarruz için baharın beklenilmesini isteyen Hafız Hakkı Bey, Enver Paşa’ya gönderdiği raporda fikrini değiştirdiğinden bahisle şu görüşlere yer veriyordu:

Dağlar üzerindeki yolları keşfettim. Bir kısmını kendim de gördüm. Bu mevsimde bu yollardan harekatın mümkün olduğuna kani oldum. Buradaki kolordu ve ordu kumandanları kafi derecede azim ve cesaret sahibi olamadıklarından böyle bir taarruza samimi olarak taraftar görünmüyorlar. Bu harekatın icrası, rütben tashih olunarak bana tevdi olunursa, ben bu işi deruhte ederim.

Enver Paşa, Hafız Hakkı’nın bu raporu üzerine kesin taarruz kararını vermişti. Taarruz fikrine karşı çıktığı için III. Ordu komutanını görevinden aldığından yerine merkezi İstanbul’da bulunan I. Ordu Komutanı Mareşal Liman von Sanders’i getirmeyi düşünmüş, hatıralarında yer aldığı üzere Sanders, başarı şansı olmadığı için komutanlık teklifi ve taarruz fikrini reddetmişti.

Alman Genel Karargahı ve Büyükelçi Wangenheim, Enver Paşa’yı taarruzu bir an önce yapmak için sıkıştırırken, Sanders’in buna karşı çıkması Almanları rahatsız etmiş, hatta “faaliyeti Almanya'nın önemli askeri çıkarları için tehlike teşkil ettiğinden Mareşalin geri çağrılması zorunluluğu” bile gündeme gelmişti.

Enver Paşa’nın yanındaki diğer Alman subayları da Osmanlı ordusunun başarılı olacağına inanmıyorlardı. Tek inanan Enver Paşa idi.

Görülüyor ki, Almanlar Osmanlı ordusunun yenileceğini bile bile, sırf üzerlerindeki Rus askeri yükünü hafifletmek için onu taarruza sevk ediyorlardı.

Sarıkamış Taarruzu’nun Sarıkamış Faciasına Dönüşmesi

Trabzon üzerinden 6 Aralık 1914’de Erzurum’a gelen Enver Paşa, III. Ordu’ya 22 Aralık’ta taarruz emri verdi. Ordunun savaşa hazırlıksız oluşu yanında, araziye en az bir metre karın yağdığı ağır kış şartlarında tam bir hezimet yaşanması sonucu 2 Ocak’ta çekilme emri verildi. Yaşanan faciayı komutanların savaş hatıralarından okuyalım:

III. Ordu’yu, düşman kuvvetleriyle yapılan ateş ve süngü savaşları eritmemiştir. Soğuk, hastalık, gıdasızlık mahvetmiştir. Esir olanların hepsi, düşman manevralarıyla sarılarak esir düşmemişler, bunların çoğu cephanesizlik, açlık ve takatsizlikten karlar içinde kalma dolayısıyla esarete uğramışlardır. 
Sarıkamış Harekatı, kış mevsiminin bu havalide, en korkunç manasıyla kendisini gösterdiği günlere rastlamıştı. Yarı çıplak ve karnı hiçbir zaman lüzumu kadar doyurulamamış olan bir askerle bu çetin dağları aşmaya kalkışmak, ordunun mahvı demekti. 
Sarıkamış seferinin son bilançosu, yüz bin kişilik üç kolordunun iki hafta zarfında takriben 15 bin kişiye düşmesi, toplarıyla silahlarının ve nakil vasıtalarının yarısından fazlasının kaybolması, bütün gidip gelme yolları boyunda kanlı veya donmuş on binlerce mezarsız şehit bırakılması, ordunun gerek maddi ve gerek manevi kuvvetlerinden birçok şeylerin kaybolması ile hülasa olunabilir. Eğer o zaman düşmanda takip kudreti olsaydı, Erzurum önlerine kadar gelebilirdi. Fakat o da çok kayıplara uğramış ve kış ortasında böyle bir takip yapabilecek takatten mahrum kalmıştı. Nihayet Sarıkamış Seferi için kısaca şöyle söylenebilir: Gittik, gördük, taarruz ettik. Sarıkamış’a uzaktan baktık. Geri geldik...
Başkumandan Vekili (Enver Paşa), kürklü paltosu ve kalın su geçirmez çizmeleri ile at üstünde süratle ilerlerken, askerin de kendisi gibi yürüyebileceğini sanıyor olmalıydı.

Zamansız ve hazırlıksız taarruz sonucu III. Ordu tamamen bitmiş, düşmandan ziyade eksi kırk derece soğuk ve bir metreden fazla kara mağlup olmuştu. Enver Paşa, 9 Ocak 1914’de III. Ordu komutanlığını Hafız Hakkı Paşa’ ya ( Enver, Hafız Hakkı’yı, taarruzdan önce kanunlara aykırı olarak albaylıktan generalliğe yükselterek, komutanı Ziya Paşa’yı istifa ettirip X. Kolordu’nun başına getirmişti) bırakarak İstanbul’a döndü. Yenilgisini hiç belli etmedi. Hatta, “Düşmana çok ağır bir darbe indirdim. Bir hayli zaman Kafkasya’da belini doğrultamaz” sözlerini sarf etti. Basına, Sarıkamış Faciası’ndan bahsetmemesi için sansür konulmuş, halk yenilgiyi, yabancı basından öğrenmiş, yenilgi, İtilaf Devletleri nezdinde büyük bir sevinçle karşılanmıştı.

Sarıkamış Taarruzu’na Ruslar büyük önem vermişlerdi. Askerleri cesaretlendirmek için Rus Çarı II. Nikola 20 Aralık’ta gizlice cepheye gelmiş, Kafkasya birliklerinden büyük miktarda yedekler getirilmişti. Taarruz sonunda Osmanlı III. Ordusu tamamen erirken Ruslar da 16 bin ölü vermişlerdi. Osmanlı yenilgisi, Doğu Anadolu’nun bütün kapılarını Ruslar’a açmış, baharın gelmesiyle birlikte taarruza geçen Ruslar, 25 Temmuz 1916’ya kadar sırasıyla Hopa, Artvin, Malazgirt, Erzurum, Van, Muş, Bitlis, Rize, Bayburt ve Erzincan’ı işgal etmişlerdi.  Rus işgal hareketi III. Ordu yeniden kurulduktan sonra durdurulabilmiş, kaybedilen yerleri kazanma mücadelesi başlamıştı.

Sarıkamış Taarruzu’nun Almanları tatmin etmekten başka bir amacı yoktu. Rusya’ya karşı harekata tamamen Alman sevk ve idaresinin isteğiyle girilmişti. Osmanlı hizmetinde bulunan Alman generallerinden Colmar von der Goltz (Golç Paşa) da hatıralarında, Sarıkamış Harekatı’nın Türkler için “maksatsız ve düşüncesizce” yapıldığı üzerinde durur.

Falih Rıfkı Atay’ın yazdıklarına göre ise, Moskova Büyükelçisi Ali Fuat Cebesoy’un yanında askeri ataşe S. Arıkan, Enver Paşa I. Dünya Harbi’nden sonra Moskova’ya uğradığında ona sorumuş: “Paşa hazretleri, biz Sarıkamış meselesini bir türlü kavrayamamıştık” demesi üzerine kısaca: “Zaten açlıktan öleceklerdi. Cephede düşmanı da öldürerek öldüler” cevabını vermiştir.

Türk tarihinde bir örneği görülmeyen Sarıkamış Faciası’nın bütün sorumluluğu Enver Paşa’nın üzerine yüklenebilir. Almanların amaçları zaten biliniyordu. Bir kısım Alman subaylarının da kendisini taarruza girişmemek hususunda uyardıkları halde Enver’in böyle bir maceraya girişmesi, onun ancak zaafları ile açıklanabilir.

0 yorum :

Yorum Gönder

E-posta Aboneliği

Zargana'da yayınlanan son yazıların e-posta adresinize gönderilmesi için lütfen üye olun.

Copyright © 2011 Zargana , Alıntılarda kaynak vererek her şeyi çalmak serbesttir