16 Ocak 2013

Tutankamon'un Laneti

Firavunların uykusunu rahatsız eden herkes ölecektir...” 3000 yıldan sonra ilk kez 1923 Şubat’ında açılan, Luxor’daki Mısırlı çocuk kral Tutankamon’un (Tutankhamon) mezarında kazılı uyarıydı bu.

Eski mezarları ortaya çıkarmak için Mısır’a giden heyetin başında 57 yaşındaki İngiliz, Lord Carnarvon bulunuyordu. Firavunların Lanetini çok iyi bilirdi. 19. yüzyılda başka bir firavunun lahdini İngiltere’ye getiren adamın başına gelenlerden haberliydi. Lord Carnarvon’un grubunda bulunan Arthur Weigall olanları anlatmıştı:

Lahdi ele geçirdiği anda birden silahı patladı ve kolunu kaybetti. Lahdi İngiltere’ye taşıyan gemi karaya oturdu. Lahdin fotoğrafını çeken adam kendini öldürdü. Lahdin saklandığı bina yandı. Lahdin sahibinin bir hanım dostu denizde boğuldu. Lahite ilişkin felaket ve kaza listesi giderek büyümektedir.

Ama heyet Tutankamon’un mezarına inmeden Weigall, Carnarvon’un lanetle alay ettiğini duymuştu. “Eğer mezara bu havayla girerse ancak iki ay yaşar” diyordu Weigall.
Camarvon’un lanetle alay etmesi, belki de yalnızca bir gösterişti. İki ay önce zamanın ünlü mistiği Kont Hamon’dan bir mektup almıştı: “Lord Carnarvon mezara girmesin. Bu emre uymamak çok tehlikeli olur. Hastalık. İyileşme olasılığı yok. Mısır’da ölecek.

İngiliz soylusu bu uyarıdan öylesine tedirgin olmuştu ki iki kez falcıya gitmişti. Falcı ikisinde de aynı şeyi söylemişti: Carnarvon esrarlı bir biçimde erken bir yaşta ölecekti!

Tutankamon’un mezarına girdiğinden iki ay sonra, Lord Carnarvon gerçekten öldü. Bunun dışında, lahdin bulunduğu salon açıldığında, yanında bulunanlardan on ikisi de zamanından önce öldüler. Daha sonraki yıllarda, o seferde bulunan diğer kişiler de Firavunların Lanetinden kurtulamadılar. Bunlardan biri de, Carnarvon’u, kendisini bekleyen felaket konusunda iki kez uyarmış olan Weigall’dı.

Tutankamon’un Laneti Peşlerini Bırakmadı

Firavun TutankamonKorkunç hikaye, 1923 Nisan’ında Carnarvon’un Kahire’deki otel odasında uyanmasıyla başladı. “Kendimi çok kötü hissediyorum” dedi Carnarvon. Oğlu otele geldiğinde artık kendini kaybetmişti. O gece de öldü. Ölümü bir sivrisinek sokmasına bağlandı.

Babası öldüğü anda Camarvon’un yan odada olan oğlu, “Bütün Kahire’de bir anda tüm ışıklar söndü, mum yakıp dua ettik” dedi.

Bundan kısa bir süre sonra otelde yeni bir ölüm vakası oldu. Heyetin ileri gelen üyelerinden olan Amerikalı arkeolog Arthur Mace yorgunluktan yakındı, birden komaya girdi ve doktorlar teşhis koyamadan öldü.

Ölümler birbirini kovalamaya başladı. Carnarvon’un ölümünü duyan George Gould hemen Mısır’a koştu. Oraya gitmişken Firavunun mezarını ziyaret etti. Ertesi gün ateşi çıktı, 12 gün sonra da öldü. Tutankamon’un mumyasının röntgen filmini çeken Radyolog Archibadl Reid de yorgunluktan şikâyet ediyordu. İngiltere’ye döndükten kısa bir süre sonra o da öldü. Carnarvon’un özel sekreteri Richard Bethell, kalp yetersizliğinden yatağında ölü bulundu. Mezarı ilk ziyaret edenlerden biri, İngiliz sanayicisi Joel Wool, bilinmeyen bir hastalıktan öldü. 1930 yılında mezara girenlerden yalnızca ikisi sağ kalmıştı.

Firavunların Laneti, yarım yüzyıl sonra bile dehşetini sürdürüyordu. 1970’de, ilk seferden sağ kalan 70 yaşındaki Richard Adamson televizyonda ölüm laneti efsanesinin saçmalığını anlatan bir konuşma yaptı. “Efsaneye bir an bile inanmadım” diyordu. Norwich televizyon stüdyosundan çıktıktan sonra bindiği taksi bir traktöre çarptı, Adamson arabadan dışarı fırladı. Yoldan geçen bir kamyonun altında kalmaktan kıl payıyla kurtuldu.

Lord Carnarvon’un seferine güvenlik görevlisi olarak katılan Adamson’un, efsaneye son vermek için üçüncü girişimiydi bu. İlk seferinde karısı kırk sekiz saat sonra ölmüştü. İkinci seferinden sonra oğlu bir uçak kazasında belkemiğini kırdı. Üçüncü konuşmasından sonra hastanede yatarken, “Şimdiye kadar lanet ile ailemin başına gelenler arasında bir bağ olduğuna inanmıyordum” dedi. “Ama şimdi yavaş yavaş inanmaya başladım.

Bir yıl sonra lanet yine kendini gösterdi, ama bu kez Tutankamon ile ilgisi yoktu. İngiliz Mısırbilimci Walter Emery, piramitlerin yakınında Sakkara’da tıp tanrısı İmhotep’in mezarını aramak için kazılar yaparken, ölüm tanrısı Osiris’in bir heykelini buldu. Profesör heykel elindeyken beyin kanamasından birdenbire öldü.

Tutankamon’un altın maskesi mezarın bulunuşunun 50. yıldönümü nedeniyle sergilenmek üzere İngiltere’ye götürülmek için hazırlanırken, 1972’de Firavunların Laneti yeniden boy gösterdi.

Hazırlıkları Kahire Müzesi’nin eski eserler müdürü olan Dr. Cemal Mehrez yönetmekteydi. Dr. Mehrez, selefinin, Tutankamon hazinelerinin Londra’ya gönderilmesi anlaşmasını imzalamasından birkaç saat sonra ölmüş olmasına rağmen lanete inanmıyordu. “Ben, dünyada herkesten çok Firavunların lahitleri ve mumyalarıyla içiçe yaşadım” diyordu. “Hâlâ da yaşıyorum. Firavunlara ilişkin trajedilerin bir rastlantı olduğunun kanıtıyım ben. Lanete bir an bile inanmıyorum.”

3 Şubat 1972’de nakliyeciler Tutankamon’un altın maskesini almak üzere Kahire Müzesine geldiler. Dr. Mehrez o gün öldü. Henüz 52 yaşındaydı, ölüm nedeni olarak dolaşım yetersizliği bildirildi.

Sergiyi düzenleyenler, bu ölümden de yılmadan çalışmalarını sürdürdüler. Paha biçilemeyen eserleri İngiltere’ye götürmek üzere Krallık Hava Kuvvetlerinden bir uçak ayrılmıştı. Bu seferden sonra beş yıl içinde uçak mürettebatından beş kişi ya öldü, ya da büyük talihsizliklere uğradı.

Uçuş sırasında Teknik Subay Ian Landsdowne, Tutankamon’un maskesinin bulunduğu sandığa bir tekme savurmuş, “Dünyanın en değerli şeyini tekmeledim” demişti. Landsdowne bir süre sonra yürürken birden ayağı burkuldu ve beş ay alçı içinde kaldı.

Uçağın seyir subayı Teğmen Jim Webb, bir yangında evi yanınca tüm varlığını kaybetti. Uçakta bulunan bir kız, bir ameliyattan sonra tüm saçı dökülünce Hava Kuvvetlerinden ayrıldı.

Çavuş Brian Rounsfall ise şunları anlatmıştır:

Uçakta, sandığın üstünde iskambil oynuyorduk. Sonra hepimiz sırayla maskenin bulunduğu sandığın üstüne oturup şakalar yaptık. Saygısızlık falan etmiyorduk, biraz eğleniyorduk sadece.

Çavuş Rounsfall o sırada 35 yaşındaydı. Bundan sonraki dört yıl içinde iki kere kalp krizi geçirdi.

Pilot Rick Laurie ile uçuş mühendisi Ken Parkinson onun kadar talihli çıkmadılar. İkisi de kalp krizinden öldüler.

Parkinson’un karısı, “Kocam her yıl o uçuşa rastlayan günlerde bir kalp krizi geçirdi” demektedir. 1970’ deki son krizde öldüğünde 45 yaşındaydı.

Bu kadar insanın ölümlerinde mantıklı bir açıklama bulunabilir mi? Gazeteci Phillip Vandenberg yıllarca bu Firavunların Laneti efsanesini araştırmıştır. Firavunların Laneti adlı kitabında ilginç bir sav ileri sürmektedir. Vandenberg’e göre piramitler, yüzyıllardır yeni ve bilinmeyen bakterilerin üremesi için ideal bir yerdir. Bu bakteriler, güçlerini günümüze kadar koruyabilmişlerdir.

Vandenberg, eski Mısırlıların zehir uzmanları olduklarım da belirtmektedir. Bazı zehirlerin öldürmesi için vücuda girmesi gerekmez, deriye sürtünerek de aynı öldürücü etkiyi gösterebilirler. Mezarların duvar resimlerinde zehirli boya kullanılmış olabilir. Ondan sonra bunların girişleri örülmüş ve havasız duruma getirilmiştir. Eski çağların mezar soyguncuları, mezarları açmadan önce duvarlarda küçük delikler açıp içeri temiz havanın girmesini sağlarlardı.

Lanetin en olağanüstü açıklamasını 1949’da atom bilgini Profesör Louis Bulgarini yapmıştır:

Eski Mısırlıların, kutsal yerlerini korumak için radyasyondan yararlanmaları olasılığı kuvvetlidir. Mezarların döşemesi uranyumla kaplı olabilir. Ya da mezarlarda radyoaktif kayalar kullanılmıştır. Altın ve uranyum içeren kayalar, 3000 yıl önce Mısır’da çıkartılmaktaydı. Böylesine bir radyasyon bugün bile insanları öldürebilir.

0 yorum :

Yorum Gönder

E-posta Aboneliği

Zargana'da yayınlanan son yazıların e-posta adresinize gönderilmesi için lütfen üye olun.

Copyright © 2011 Zargana , Alıntılarda kaynak vererek her şeyi çalmak serbesttir