14 Kasım 2012

1936 Nazi Olimpiyatları ve Jesse Owens Efsanesi

1936 Yaz Olimpiyatları'nın amacı, Almanya'yı Birinci Dünya Savaşı sonrasında yeniden uluslararası topluluğa dahil etmekti. Ama Hitler'in kendine özgü fikirleri vardı. Ah bir de Jesse Owens adındaki şu Amerikan atletin yaptıkları olmasaydı...

1931'de Uluslararası Olimpiyat Komitesi (IOC) 1936 Olimpiyatlarının Berlin'de yapılmasına karar verdi. Bu, Almanya'nın Birinci Dünya Savaşı sonrası itaatkarlığı üzerine uluslararası arenaya gayri resmi kabulü anlamına da geliyordu. Ama IOC 1933'de yükselen Nazi dalgasını ve oyunları, Ari ırkın üstünlüğünü gösterecek bir şov olarak gören Şansölye Adolf Hitler'in iktidara gelişini öngörememişti.

Oyunlar Hitler için, umutsuzluğun derinliklerinden çıkardığı ulusunu, doğal Alman üstünlüğünün yeşermesini sağlayan, tıkır tıkır işleyen bir makineye dönüştürülüşünü şüpheci dünyaya gösterme fırsatıydı. Oyunlar da Almanya gibi mükemmel olacak, Aryan ırkının üstünlüğü ve fiziksel yeteneği efsanesinin yayılmasına yardımcı olacaktı.

Jesse Owens ve Luz Long
İlk olarak Berlin'i temizlemesi gerekiyordu. Sokaklar evsizlerden temizlendi ve Yahudi düşmanı simgeler kaldırıldı. Gazetelere Yahudi karşıtı söylemleri yumuşatmaları emri verildi. Naziler şiddetli ırkçı politikalarını büyük bir başarıyla gizlediler. Örneğin Olimpiyatları izlemeye gelen çoğu insan, Berlin ve çevresinde yerleşik 800 çingenenin tutuklandığından ve Berlin’in banliyösü olan Marzahn'da özel bir kampta polis gözetiminde tutulduğundan habersizdi.

Hitler'in mimarları dört büyük stadyum ve şahane bir Olimpiyat Köyü tasarladılar. Almanya hazırlıklar için toplam 25 milyon dolar harcadı ki o günler için müthiş bir rakamdı. Alman film yapımcısı ve Nazi sempatizanı Leni Reifenstal, 1936 Yaz Oyunları’nı filme çekmesi için görevlendirildi. Çekilen görüntülerle oluşturulan “Olympia” adlı belgesel, 1938 yılında gösterime girmesinin ardından Nazilerin tipik propaganda filmlerinden biri oldu.

Bu arada, Alman hükümetinin Yahudi düşmanı politikalarından dolayı boykot hareketi dünya çapında büyüyordu. Bir alternatif, Barselona'da yapılacak Halkın Oyunları'nı düzenlemekti. Ama İspanyol İç Savaşı bu fikri ortadan kaldırdı.

Sonunda, 1936'da 11. Olimpiyat Oyunları daha öncekilerden daha çok ülke (49) ve oyuncunun (4.066) katılımıyla başladı. Almanya toplam 348 sporcuyla 1936 Olimpiyatları’nın en büyük takımıydı. İkinci sırada ise 18’i Afrika kökenli Amerikalı olmak üzere 312 sporcuyla ABD geliyordu. 1 Ağustos 1936’daki açılış nutku bizzat Hitler tarafından yapıldı.

Olimpiyatların sonunda kazanılan madalyalar hesaplandığında Almanya toplamdaki 41'i altın 101 madalyasıyla öndeydi. En yakın rakibi olan ABD (ki nüfusu Almanya'nın üç katıydı) 25'i altın 66 madalya almıştı. Ama Almanya'nın tüm başarılarını gölgeleyen, bir Amerikan atletinin inanılmaz performansı oldu. Bu adam Ari ırkın üstünlüğü efsanesini yıkıvermişti. İsmi tabii ki Jesse Owens'dı.

Owens'a Kara Kasırga deniliyordu ve o da ülkesi için dört madalya kazanarak bu ismin hakkını vermişti: 100 metre, 200 metre (dikkatinizi çekerim dünya rekoruydu), 400 metre bayrak ve uzun atlama.

Owens uzun atlamaya kötü başlamış, ilk iki hakkında çizgiyi aştığı için atlayışları geçersiz olmuştu. Sadece bir tek şansı kalmıştı. Son atlayışına hazırlanırken yanına en önemli rakibi, Hitler prototipi, iriyarı sarışın bir oğlan yaklaştı. Bu adamın adı Lu(t)z Long'du ve Owens'a centilmence bir tavsiyede bulundu: Owens'a kafasında asıl çizgiden birkaç santim geride bir çizgi çizmesini ve atlarken bu çizgiyi göze almasını önerdi. Tavsiye işe yaradı.

Hitler’i Stadyumdan Kaçıran Adam Efsanesi


Günümüzde herkes Owens’ı, Adolf Hitler’i stadyumdan kaçıran siyah atlet olarak biliyor. Peki Hitler Jesse Owens'u siyah olduğu için gerçekten hakir görmüş müdür? Hayır, görmedi. Hitler Oyunların ilk gününde, yalnızca kazanan Alman ve Finlandiyalı sporcuların elini sıktı, ister siyah ister beyaz olsun başka ulustan hiçbir atletin elini sıkmadı. Ama o akşam, Uluslararası Olimpiyat Komitesi Başkanı Kont Baillet Latour'dan, ulusal bir liderin yalnız atletlerini tebrik etmesinin protokol açısından uygun olmadığına dair nazik bir mesaj aldı. Hitler orada sadece bir seyirci olarak bulunuyordu, ya bütün sporcuların elini sıkmalıydı ya da hiçbirinin. Bu yüzden Jesse Owens, Hitler tarafından şahsen kutlanmadı. Ama zaten başka hiçbir sporcu da kutlanmamıştı.

İşte Owens'ın birkaç yıl sonra konu hakkında bir röportaj sırasında söyledikleri: "Şansölyenin önünden geçtiğimde, o ayağa kalktı, bana el salladı, ben de ona karşılık verdim."

Gerçek hakaret Jesse Owens ABD'ye döndüğünde yapıldı. Kendi başkanı Franklin Roosevelt, ABD’yi büyük başarıyla temsil eden Owens’la ne yüz yüze görüşmeyi kabul etti ne de nezaketen de olsa mektupla ya da telefonla tebrik etti. Hitler ise Owens’ın başarısından sonra hiç olmazsa ona bir hatıra fotoğrafı gönderme nezaketinde bulunmuştu. Bu arada şunu da belirtmek gerekir ki Hitler Almanya’sında Jesse otobüste istediği yere oturabilme ya da beyazlarla aynı otelde kalma şansına sahipti. Oysa Owens, olimpiyatlardaki başarısı için New York Waldorf-Astoria Oteli’nde düzenlenen resepsiyona katılabilmek için, beyazlarla aynı asansöre binemediğinden yük asansörünü kullanmak zorunda kalacaktı.

0 yorum :

Yorum Gönder

E-posta Aboneliği

Zargana'da yayınlanan son yazıların e-posta adresinize gönderilmesi için lütfen üye olun.

Copyright © 2011 Zargana , Alıntılarda kaynak vererek her şeyi çalmak serbesttir