23 Ekim 2012

Elektrogitarın Tarihi

Popüler müzik ve teknoloji üzerine araştırmalar yapan Steve Jones’un kimi fikirlerinin de yer aldığı Peyami Çelikcan’ın “Müziği Seyretmek” adlı kitabında okuduğumuza göre, teknolojik gelişmeler, müzisyenlere, daha önce yaratamayacakları sesleri yaratma imkânı sunmuştur.

Steve Jones, popüler müziğin sahip olduğu seslerin, ancak teknolojik araçlarla elde edildiğini de savunur ve teknolojik gelişmenin, sadece dinleyicilerin değil, müzisyenlerin de tercihlerini belirlediğini vurgular.

20. yüzyılın başlarında, plak kayıt teknolojilerinde hızlı bir gelişme yaşanmaktadır. Müzik şirketleri, müzik dinleyicilerini edilgen bir konumdan çıkarmak için ritme dayalı parçalara ağırlık verirler. Herkesin kolayca öğrenebileceği basit danslarla dinleyicilerin müziğe etkin bir şekilde katılımı sağlanır.

1920’li yıllardan itibaren radyolar, müzik ürünlerinin geniş kitlelere ulaşmasını sağlayan bir araç olarak ortaya çıkar ve ‘yıldız şarkıcı’ tipinin oluşmasında önemli bir rol oynarlar. Bing Croshy, Benny Goodman, Frank Sinatra gibi yıldız şarkıcılar boy göstermeye başlar.

Böylesi popüler bir hale gelen ve dinleyicilerin de müziğe etkin bir şekilde katılımı istenilen müziğin kalabalık yerlerde “büyük gruplar” tarafından uygulanışı sırasında müzisyenler, daha yüksek ses veren enstrümanlara ihtiyaç duymaya başlarlar.

Elbette ki, bu ihtiyacı gitaristler de duymaktadır. Çünkü tellerin titreşimini sadece akustik yapılarıyla büyüten gitarlar, grupta diğer enstrümanların sesleri yanında sesini duyuramamaktadır. 1920’li ve 30’lu yıllar boyunca bazı mühendis, zanaatkar ve müzisyenler, bu ihtiyacı gidermek için çalışmalar yaparlar.

Öncü tasarımlarda göze çarpan, mevcut gitarların seslerinin yükseltilmesi uğraşıdır. Bu dönem tasarımlarının en önemlilerinden biri, daha sonra Les Paul ismiyle ölümsüzleşecek olan Lester Polfus’unkidir.

Lester Polfus, fonograf iğnesi, mikrofon veya telefon manyetiklerini gitarın gövdesine yerleştirir; gövdenin titreşiminin pikap iğnesi veya mikrofonla amplikatörlere aktarılması ve amplikatörlerin de bu sesi istenilen ölçüde büyütmesi sonucu bir elektrogitar ya da daha doğrusu, sesi elektrik yardımıyla artırılmış bir akustik gitar elde eder.

Ancak, bugün de kullanılan elektrogitarlar bunlardan farklıdır. Bu yönde çok önemli bazı yenilikler, bir süredir müzik enstrümanlarının elektrifikasyonuyla ilgilenen mühendis Llovd Loar’dan gelecektir.

Loar, 1930’larda getirdiği yenilikle, elektrogirarlarda bugün kullanılan manyetiklerin basit bir örneğini yaparak tellerin altına yerleştirir. Loar’ın çalışması oldukça önemlidir, çünkü gövde titreşimine değil, tellerin titreşimine odaklanmıştır ki, bu da elektrogitarların bundan sonraki gelişimi düşünüldüğünde, doğru bir tercih olacaktır.

Yine o yıllarda, Adolph Rickenbacker ve Les Paul, Loar’ın kullandığı tekniğe benzer tasarımlar yaparlar...

Elektrogitar Efsanesi Fender Doğuyor


Jimi Hendrix1940'ların sonlarına doğru ise elektrogitar markaları içinde efsane olacak Fender doğmaya başlar. Leo Fender’in Doc Kauffman ile birlikte 1946’da kurduğu “Fender Electric Instruments Company”, kısa süre içinde seri üretilebilen ilk elektrogitarı imal eder ve bu sebepledir ki Leo Fender, müzik enstrümanlarının Henry Ford’u olarak anılır.

1950’lerin başında satışa sunulan “Broadcaster” modeli, bu ismin daha önce bir başka müzik enstrümanları firması olan Gretsch tarafından tescil edilmesinden dolayı, önce “Esquire” daha sonra da “Telecasrer” olarak adını değiştirir.

Hemen ardından Fender, “Precision Bass” gitarını satışa sunarak bir büyük yeniliğe daha imza atar ve bundan sonra üretilecek olan basgitarların öncüsü olur.

1954 yılında ise Fender, bugünlere dek sürecek bir başka efsane modeli, Stratocaster’ı satışa sunar. Manyetiklerin yükseklik ayarından, tremolo kolunun kullanımına kadar birçok kolaylık ve yenilik getiren Stratocaster, keskin ve parlak tonuyla, gövdesinde bulunan çift oyuk sayesinde üst perdelerin çalımım kolaylaştırmasıyla, Jimi Hendrix, Eric Clapton gibi pek çok önemli gitaristin tercihi olur.

Fender Stratocaster ya da müzisyenlerin andığı adıyla “Strar”, yıllar boyunca yeni ihtiyaçlara göre bazı küçük yenilikler yapsa da, tasarımında büyük bir değişiklik yapmadan bugünlere dek ulaşır...

1950’li yıllarda, seri üretimi yapılan ve bu sebeple fiyatları eskiye göre daha ucuz olan gitarların yanında, kayıt stüdyolarının çoğalması, radyo istasyonu sayılarının artması, genç müzisyenlere, hem daha kolay kayıt yapma, hem de kayıtlarını daha kolay tanıtma imkânını sunar.

İşte bu yıllarda, Rock’n Roll efsanesi doğar...

“Bill Haley and the Comets”in “Rock Around the Clock” single’ı 1954 yılında 3 milyonluk satış rakamına ulaşır. Rock’n Roll, Elvis Presley ile popülerliğini uluslararası düzeye taşır. Geri taranmış ıslak saçlar, deri ceket, motosiklet gibi elektrogitar da, bu yeni akımın en güçlü ikonları arasındadır.

Öte yandan, Fender’ın yakaladığı ticari başarı, diğer gitar üreticilerini de harekete geçirir. 1952’de Fender’ın ilk ciddi rakibi olacak elektrogitar markası Gibson, “Les Paul” ismiyle, ürettiği katı gövdeli gitarlarla pazara giriş yapar.

Gibson Les Paul, oldukça özgün bir model olarak ortaya çıkar. Gövdesi tek taraflı içe oyuk olan bu model, tasarımıyla ve kullanılan malzemelerle de Fender gitarlarına göre farklıdır.

Fender mi yoksa Gibson mu” tartışmasında, Fender’in sert ve tiz tonlarına karşın Gibson, yumuşak ve düz sesiyle özellikle solo gitaristlerin ve blues müzisyenlerin dikkatini çeker. Bunun gibi, diğer belli başlı gitar üreticileri de, müzisyenlere kendilerine özgü farklı tınılar ya da kullanım kolaylıkları vaat eder.

Öte yandan, bunlarla yetinmeyen ve biraz da araştırmacı olan müzisyenler, kendi gitarlarını kendileri yapma yoluna giderler. Bu konuda akla gelen ilk isim, bir takım eski eşyalar kullanarak o kendine özgü tona sahip gitarını yapan, efsanevi Queen grubunun gitaristi Brian May’dir.

Bu uğraş, özellikle elektrogitar parçalarının kimi firmalardan rahatlıkla satın alınabilmesi sonucu daha fazla müzisyeni etkisine alır. Sonra da 60’larda, elektrogitarın altın yılları yaşanır.

Elektrogitarların bundan sonraki gelişmelerinde, tasarımlarında çok büyük değişiklikler yapılmaz, sadece aksayan bazı yanlar değiştirilir. Bunlara en güzel örnek, Fender’in, özellikle Jimi Hendrix’in tremolo kolunu fazla kullanması sonucu akordun bozulması sorununu, getirdiği “kilitli tremolo” sistemiyle çözmesidir.

Esas gelişme, amfi ve ses efektleri alanlarında kaydedilir. Özellikle elektronikteki gelişmelere paralel olarak gelişen ileri efekt aletleri, elektro gitaristlere yeni ses imkânları verir.

Rock müziğin olmazsa olmazlarından olan, bunun yanında, blues ve caz başta olmak üzere pek çok müzik türünü icra eden orkestralarda da vazgeçilmez enstrümanların başında olan elektrogitarlar, sanıyoruz ki, müzik var oldukça, zaman zaman hüzünlendiren, zaman zaman coşturan soloları ya da ritimleriyle hep var olacak…

0 yorum :

Yorum Gönder

E-posta Aboneliği

Zargana'da yayınlanan son yazıların e-posta adresinize gönderilmesi için lütfen üye olun.

Copyright © 2011 Zargana , Alıntılarda kaynak vererek her şeyi çalmak serbesttir