6 Temmuz 2012

Ahmet Şık - Pusu: Polis Polisi Fişlerse

Son haftanın en çok konuşulan, tartışılan konularından birisi Ahmet Şık'ın son kitabı. "Pusu- Devletin Yeni Sahipleri" adlı kitabında açıkladıkları aslında nereye doğru yol aldığımızı, daha açıkça söylemek gerekirse Türkiye'nin ABD güdümündeki bir cemaat eksenli korku imparatorluğuna doğru emin adımlarla ilerlediğini gösteriyor.

Ahmet Şık OdaTv davasında yargılanan gazetecilerden birisi. Türkiye gibi bir ülkede birçok kişinin yayınlamayı bırakın dile bile getirmeye korkacağı konuların üzerine fazlasıyla gidiyor. Anımsarsanız bir önceki kitabı olan ve yine Gülen Cemaati'ni hedef alan "İmamın Ordusu" adlı adlı kitabı daha yayınlanmadan yasaklanmıştı. Sonrasını ise zaten biliyorsunuz: Silivri Cezaevi...

Son kitabı Pusu ise çok daha çarpıcı. Çünkü Ahmet Şık bu kitabı Ankara Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğü’nde görevli cemaate yakın polislerin, kendi çalışma arkadaşlarını nasıl fişlediklerini belgeleriyle kanıtlıyor. Aslında kitapta yer alan belgeler yeni sayılmaz. Zira bu belgeler Excell formatında daha önce Hanefi Avcı tarafından Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na ulaştırılmış. Ama ne hikmetse bu belgeler soruşturma sırasında ortadan kayboluvermiş!

Ahmet Şık - PusuFişlemelere bakınca cemaate bağlı polislerin kendi çalışma arkadaşlarına cemaate yakınlığına göre 1'den 5'e kadar dereceler verdiği görülüyor. Polisler hakkında yapılan fişlemeler de bir hayli ilginç: “Erken haber verildiğinde programları aksatmaz. İyi takiple mesafe kat eder”, “Dergi, 10 YTL himmeti var. Dersleri takip eder. Görev almaktan kaçınır. Yakın takiple kolay seviye alır”, “Namaz kılar, iyi birisi, başka meşrepten olabilir”, “Hizmet aleyhinde konuşur dikkat edilsin”, “Oruç tutar, ilgilenilebilir...”

Açıkçası Ahmet Şık'ın son kitabı Pusu ile ortaya çıkardığı gerçekler son derece can sıkıcı ve cemaatin artık ne kadar güçlendiğinin de bir kanıtı. Emniyet teşkilatı resmen bir cemaatin eline geçmiş ve asıl görevi olan kolluk hizmetlerini yerine getirmek yerine cemaate olan yakınlıklarına göre kendi arkadaşlarını fişlemekle uğraşıyorlar.

Şimdi böyle bir kurumda, cemaatten olmayan bir polis görevini layıkıyla nasıl yerine getirebilir. Ya da ekip arkadaşına güvenip gözü kara bir şekilde bir çatışmanın ortasına hiç çekinmeden kendini atabilir mi? Açıkçası yalnızca toplum olarak değil kurumlar olarak da büyük bir ayrışmanın içindeyiz. Türkiye'nin yanı sıra, Türkiye'nin güvenliğinin emanet edildiği kurumlar da bölünüyor.

0 yorum :

Yorum Gönder

E-posta Aboneliği

Zargana'da yayınlanan son yazıların e-posta adresinize gönderilmesi için lütfen üye olun.

Copyright © 2011 Zargana , Alıntılarda kaynak vererek her şeyi çalmak serbesttir